EURASIAN JOURNAL OF

FAMILY MEDICINE

AVRASYA AİLE HEKİMLİĞİ DERGİSİ

Total Visitors : 104,573

 

Archive


Şişli Etfal Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Aile Planlaması Merkezine Başvuran Hastaların Tercih Ettikleri Doğum Kontrol Yöntemi Dağılımı
Birth Control Method Preferations of Patients Admitted to Şişli Etfal Training and Research Hospital Family Planning Center
Hüseyin Balcıoğlu, Nimet Göker

 

How to cite / Atıf için: Balcıoğlu H, Göker N. Şişli Etfal Eğitim Ve Araştırma Hastanesi Aile Planlaması Merkezine Başvuran Hastaların Tercih Ettikleri Doğum Kontrol Yöntemi Dağılımı. Euras J Fam Med 2016;5(1):41-5

 

Original Research / Orijinal Araştırma


ÖZET

Amaç: Ülkemizde doğum kontrol yöntemleri hakkında bilinç ve kullanım düzeyi her geçen gün artmaktadır. Özellikle modern yöntemlerin kullanımındaki artış, gelişim süreci açısından umut verici olsa da geleneksel yöntemlerdeki devamlılık, bize bu konuda hâlâ çalışmamız gerekliliğini ortaya koymuştur. Ülkemizde özellikle son yıllarda ulusal düzeyde konuyla ilgili veriler toplanmakta ve sonuçlar değerlendirilerek gerekli planlar yapılmaktadır. 

Yöntem: Bu çalışmada, Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Planlaması Merkezine başvuran 18 yaş üstü olgular; yaş, eğitim düzeyi ve sahip oldukları çocuk sayısına göre geriye dönük incelenerek, tercih ettikleri doğum kontrol yöntemi dağılımı araştırılmıştır. 

Bulgular: Çalışmamızda 35 yaş ve üzeri olguların %42 ile en yüksek orana ulaştığı görülmüştür. Eğitim düzeyleri göz önüne alınarak incelendiğinde ilkokul mezunu olanların %53 ile en yüksek oranda olduğu tespit edilmiştir. Sahip oldukları çocuk sayıları göz önüne alınarak incelendiğinde 2 çocuğu olanlar %42 ile en yüksek oranda saptanmıştır. Tercih ettikleri doğum kontrol yöntemi göz önüne alınarak incelendiğinde modern yöntemler arasında rahim içi araç kullanan olgu sayısının %61 ile en yüksek oranda olduğu ve bunu %10 ile prezervatif (kondom) kullananların izlediği görülmüştür.

Sonuç: Halen modern yöntem dışındaki geleneksel yöntemlere başvuran kişi sayısının fazla oluşu, aile planlaması hizmetlerinin duyurulması ve toplumun bilinçlendirilmesi için, eğitim ve iletişim çalışmalarına yaygınlıkla beraber yoğunluk kazandırılması gerekliliğini ortaya koymuştur.

Anahtar kelimeler: doğum kontrolünün dağılımı, aile planlaması, eğitim, yaş dağılımı

ABSTRACT

Aim: Awareness about birth control methods and their use in our country is increasing every day. In particular, increased use of modern methods, though promising in terms of continuity in the development process in the traditional method, has revealed the need for us to work still on it. In our country, the relevant data is collected at the national level in recent years and the results are evaluated and the necessary plans are made. 

Methods: In this study, 18 years and older people who attended to Şişli Etfal Training and Research Hospital Family Planning Center were included. Contraceptive method distribution was evaluated retrospectively according to their age, educational status and number of children. 

Results: Our study showed that reached the highest rate with 42% of patients 35 years and older. When education levels were examined, primary school graduates were found the largest group with 53%. When the number of children were investigated, two children did have the highest rate of 42%. Taking into consideration of preferred modern contraceptive methods, usage of intrauterin device and usage of condoms were 61% and 10%, respectively.

Conclusion: High preference of of traditional methods address the necessity of improvement in education and communication attempts, to spread the family planning services and enhance the knowledge of the community.  

Keywords: contraceptive distribution, family planning, education, age distribution


Giriş

Aile Planlaması (AP); bireylerin veya eşlerin sosyoekonomik durumlarını, yaşlarını göz önüne alarak ne zaman ve ne kadar çocuk sahibi olacaklarına karar vermelerine,  istenmeyen gebeliklerden sakınmalarına, iki doğum arasındaki süreyi düzenlemelerine ve çocuğu olmayan ailelerin çocuk sahibi olma isteklerini gerçekleştirmelerine yardım eden uygulamaların tümüdür (1). Ülkemizde uygulanan nüfus politikaları temel olarak iki dönemde incelenmektedir. Birinci dönem, Cumhuriyetin kuruluşundan 1960’lı yıllara kadar nüfusu artırıcı politikalardır. İkinci dönem ise 1960’lı yıllarda tartışılmaya başlanan ve bugüne kadar devam eden nüfus artış hızını yavaşlatıcı politikalardır (2). 2013 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması (TNSA 2013), son kırk yıldır ulusal düzeyde yürütülmekte olan bir dizi nüfus ve sağlık araştırmalarının sonuncusudur. TNSA 2013’ün ilk amacı, hane halklarının sosyoekonomik özellikleri ile 15-49 yaş arasındaki kadınların, doğurganlık, çocuk ölümlülüğü, evlenme örüntüsü, aile planlaması, anne ve çocuk sağlığı, çocuk ve kadınların beslenme durumları ve üreme sağlığı ile ilgili veri toplamaktır.

Doğurganlık kesintisiz olarak devam etmekte ve doğurganlığın yaş yapısı da değişmektedir. 2013 yılında en yüksek yaşa özel doğurganlık hızı 25-29 yaş grubunda gözlemlenmiştir. Daha önceki araştırmalarda en yüksek yaşa özel doğurganlık hızları 20-24 yaş grubunda ortaya çıkarken, ilk kez 2008 yılında en yüksek yaşa özel doğurganlık hızı 25-29 yaş grubuna ilerlemiştir. Bu sonuç, Türkiye’de yaşa özel doğurganlık örüntüsünün değiştiğini ve doğumların ileri yaşlara ertelendiğini göstermektedir. Ülkemizde gebeliği önleyici yöntem kullanımı 2003’te %71 iken 2013’te %74’e ulaşmıştır. Modern yöntem kullanımı da 1988’den 2013 yılına kadar geçen 25 yılda  %31’den %47’ye yükselmiştir. Ülkemizde kadınların % 99’u ve halen evli kadınların hemen hemen tamamı gebeliği önleyici en az bir yöntemi duymuşlardır. Tüm kadınlarda en çok bilinen gebeliği önleyici modern yöntemler hap %96, kadının tüplerinin bağlanması %87 ve erkek kondomu %86 iken, halen evli kadınlar arasında rahim içi araç (RİA) %98, hap %98, kadının tüplerinin bağlanması %93 ve erkek kondumu %92 oranıyla en çok bilinen modern yöntemlerdir. Modern doğum kontrol yöntemini kullananların sayısı günden güne artmakta iken geleneksel yöntem kullananların sayısı azalmaktadır. Aile planlaması yöntemi uygulayan tüm kadınların oranı %51 iken halen evli olan kadınlarda bu oran %74’dür. Kullanılan yönteme göre ise tüm kadınların %33’ü modern yöntem kullanırken halen evli kadınlarda bu oran %47’dir. Tüm kadınların %18’i geleneksel yöntem kullanırken evli kadınların %26’sı geleneksel yöntemleri kullanmaktadırlar (3).

Ülkemizde cinsel sağlık ve üreme sağlığı açısından öncelikli sorunların başında anne ölümlerinin yüksek olması gelmektedir. 18 yaş altında, 35 yaş üstünde, dört ve dört doğumdan fazla ve iki yıldan daha kısa aralıkla olan gebeliklerde annenin ve çocuğun hastalık ve ölüm riski artmaktadır (4). Aşırı doğurganlık annede “Tükenme Sendromu”; gebelik, doğum ve doğum sonu kanamaları, toksemi, gebeliğe bağlı hipertansiyon ve doğumla ilgili enfeksiyon risklerini artırmaktadır (5). Araştırmalar bize, her doğumun en az iki yıl ara ile olması sağlandığında bebek ölümlerinin %10 azalacağını, bir-dört yaş arası çocuk ölümlerinde ise %21 oranında azalma sağlanacağını göstermektedir (6). Doğurganlık çağındaki kadınların cinsel sağlık ve üreme sağlığı bilgi düzeylerinin çok düşük olması ve istenmeyen gebeliklerin fazla olması, aile planlaması ile ilgili problemlerin temelini oluşturmaktadır. Bireylerin aile planlaması ve kontraseptif yöntemler ile ilgili bilgi seviyesini yükseltmede; aile planlaması hizmetlerinin yaygınlığını sağlayacak düzenlemelerin yapılması, kalitenin sağlanması ve standardize edilmesi ile danışmanlık hizmetlerinin eğitim görmüş sağlık personeli tarafından sunulması önemlidir. Aile planlaması hizmetlerini geliştirmek ve istenmeyen gebelikleri önlemek için, kontraseptif yöntemler yaygın olarak sunulmalı ve ulaşılabilir olmalıdır. 

Bu araştırmada amacımız Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Planlaması Merkezine başvuran olguların hastane kayıtlarının incelenerek yaş, eğitim düzeyi ve sahip oldukları çocuk sayısına göre tercih ettikleri doğum kontrol yöntemlerini retrospektif olarak incelemek ve yönelimlerini saptamaktır.

Yöntem 

Bu araştırmada 01 Ocak - 31 Aralık 2009 tarihleri arasında Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Planlaması Merkezi’ne başvuran 3761 olgunun hastane kayıtları incelendi ve yaş, eğitim düzeyi ve sahip oldukları çocuk sayısına göre tercih ettikleri doğum kontrol yöntemleri retrospektif olarak değerlendirildi. Kayıtlar incelenirken 18 yaşının altındaki olgular çalışmaya dahil edilmedi Hangi yaş grubunda kaç olgunun bulunduğu, eğitim düzeyi, sahip olduğu çocuk sayısına göre olgular gruplandırıldı ve hangi yönteme kaç olgunun başvurduğu, sayılarıyla ve yüzdelik dilimleriyle grafikler halinde gösterildi.

Bulgular 

Olguların yaşları göz önüne alınarak incelendiğinde 35 yaş ve üzerinde olanlar %42 ile en yüksek orandadır (Şekil 1).

 

Şekil 1. Olguların yaş gruplarına göre dağılımı

 

Olguların eğitim düzeyleri göz önüne alınarak incelendiğinde ilkokul mezunu olanların %53 ile en yüksek oranda olduğu görülmüştür (Şekil 2).

 

Şekil 2. Olguların eğitim düzeylerine göre dağılımı

 

Olguların sahip oldukları çocuk sayıları göz önüne alınarak incelendiğinde 2 çocuğu olanlar %42 ile en yüksek oranda saptanmıştır (Şekil 3).

 

Şekil 3. Olguların çocuk sayılarına göre dağılımı

 

Olguların tercih ettikleri doğum kontrol yöntemi göz önüne alınarak incelendiğinde modern yöntemlerden RİA kullananların %61 ile en yüksek oranda olduğu ve bunu %10 ile prezervatif (kondom) kullananların izlediği görülmüştür. Geleneksel yöntemler arasında en sık kullanılan metot ise %15 oranıyla geri çekme metodudur (Şekil 4).

 

Şekil 4. Olguların tercih ettikleri doğum kontrol yöntemine göre dağılımı

 

Tartışma 

Çalışmamızda kadınların yaş ortalaması 32±7’dir. Otuzbeş yaş üstü grubun %42 gibi yüksek oranda olması, bu hizmetten doğurganlığın ileri dönemindeki kadınların daha fazla yararlandıklarını düşündürmektedir.

Baksu ve ark. (7) 1997-2002 yılları arası Aile Planlaması merkezimize başvuran olguları incelemiş, yaş ortalamalarını 31±6,9 saptamışlardır. Geçen 10 yılı aşkın sürede benzer yaş grubunun hizmetten daha fazla yararlandığı görülmektedir. Bu grup doğurgan bir yaş grubu olsa da, adolesan evliliklerin ve gebeliklerin günümüzde yaygın olduğu düşünülürse, hizmetin ulaştığı yaş grubunun daha geniş bir aralık olması gerektiği ve bu konuda daha çok çalışmamız gerektiği düşünüldü. 

Tokuç ve ark. (8) 2001 yılında Edirne il merkezinde 15-49 yaş arası kadınların aile planlaması yöntemi kullanım oranlarını inceledikleri çalışmalarında kadınların yaş ortalaması 32,5±7,3’dir. Bu değer, çalışmamızda elde ettiğimiz yaş ortalaması ile hemen hemen aynıdır. Her iki ilin Marmara bölgesinde ve Türkiye ortalamasına göre sosyoekonomik yönden daha gelişmiş olduğu düşünülürse sonuçların benzer olması şaşırtıcı değildir. 

Eğitim düzeylerine bakacak olursak Tokuç ve ark.‘nın (8) çalışmasında incelenen kadınların çoğu %46,2 oranla ilkokul mezunudur. Edirne gibi ülkemizin batısında ve sosyoekonomik yönden görece daha kalkınmış bir bölge olan Trakya bölgesinde oluşu ve okullaşma oranının Türkiye ortalamasından daha yüksek oluşu, bu sonucu kısmen açıklamaktadır (8). Baksu ve ark. (7) 2005 yılında yaptığı araştırmada başvuranların %76’sının lise düzeyinden daha aşağıda bir eğitim seviyesinde olduğu görülmüştür. Türkiye’de 15-49 yaş arası kadınların eğitim düzeylerine bakacak olursak ilkokul mezunları %32,2 oranla ilk sıradadır (3). Çalışmamızda incelediğimiz olguların çoğu %53,68 oranında ilkokul mezunuydu. Bölgemiz olguları Edirne’deki olgulara göre düşük eğitim seviyesinde olsa da özellikle ilkokulu bitirme düzeyinde ülke ortalamasından daha yüksek saptanmıştır. Olgularımızın her ne kadar okur-yazarlık oranı yükselse de üniversite mezunlarının oranı çok düşük olduğu görülmektedir. İstanbul, Trakya bölgesinde ve okullaşma oranının yüksek olduğu bir ildir. Ancak merkezimize başvuranların çoğunun eğitimlerini tamamlamadan İstanbul’a göç edip yerleştiklerini veya alt eğitim düzeyindekilerin daha çok başvurduklarını düşündürmektedir. Baksu ve ark.‘nın (7) çalışmasında eğitim düzeyleri açısından 2009 yılı olgularının eğitim düzeylerinin birbirine yakın olduğu görülmektedir. Eğitim düzeylerinin arttırılmak istendiği ülke politikalarına rağmen geçen 10 yılı aşkın süreye rağmen hastanemizden Aile Planlaması hizmeti almak için başvuran olguların halen birbirlerine yakın bir eğitim düzeyinde oluşu, eğitim düzeyinin artırma yönünde yapılan çalışmaların maalesef yetersiz olduğunu düşündürmektedir. Bilinçli toplumlar elde etmek amacıyla, eğitim düzeyinin artmasını sadece istemek yeterli değildir. Halkımızın eğitime yönlendirilmesi amacıyla hem görsel hem de işitsel kitle iletişim araçlarının daha fazla devreye sokularak eğitime olan ilgilerinin artırılmaya çalışılması gerektiği düşünüldü. Çünkü verilen hizmet hangi kalitede olursa olsun, hizmeti alacak olan halkın düzeyi, Aile Planlamasının sürekliliği ve kalitesi açısından temel belirleyici faktördür.

TNSA 2013 yılı verilerine göre kadınların sahip oldukları çocuk sayıları ortalaması 2,26 olarak tespit edilmiştir. Bu değer kırsal bölgelerde ve kentlerde farklı olduğu gibi bölgeler arasında da farklılıklar göstermektedir (3). Baksu ve ark. (7) 2005 yılında yaptıkları çalışmada ortalama çocuk sayısı 2,2 saptanmıştır. Kurşun (9) çalışmasında iki çocuk sahibi olanlar %40 oranla ilk sıradadır. Çalışmamızda iki çocuğu olanların %42,99 ile en yüksek oranda olduğu görülmektedir. Her iki çalışma da İstanbul’un farklı ilçerinde yapılmış ve kadınların kaç çocuk sahibi olmak istedikleri konusunda birbirlerine yakın oldukları görülmüştür. Ayrıca bu sayı, ülke geneliyle de yakındır. TNSA 2013 verilerine göre en sık tercih edilen geleneksel doğum kontrol yönteminin %25,5’lik bir oranla geri çekme metodudur. Modern yöntemlerden ise %16,8’lik oranla RİA kullanımı ve %15,8’lik oranla kondom kullanımı bunu takip etmektedir (3). Güngör ve ark. (10) çalışmasında, kadınların hayatının herhangi bir döneminde kontrasepsiyon yöntemi olarak en sık tercih ettikleri yöntem incelenmiş ve %68.6 ile geri çekme olduğu saptanmıştır.  Geri çekme metodu ise ancak %3 gibi bir orana sahipti. Bu anlamlı farkın, bölgemizdeki olgular tarafından geri çekme metodunun bir doğum kontrol yöntemi olarak tercih edilmediğini düşündürmektedir. Baksu ve ark. (7) çalışmasında merkezimize başvuranların %56 oranında RİA kullanımını tercih edilen ettikleri görülmüştür. Bölgemizdeki kadınların modern yöntem kullanma konusunda Türkiye ortalamasının çok üzerinde %61 gibi bir oranla RİA kullanması, modern yöntemlere ülkemiz geneline göre daha çok başvurduğunu göstermektedir. Bölgemiz kadınlarının RİA uygulamasına daha çok yönelmeleri, onların diğer modern doğum kontrol yöntemleri konusunda yeterince bilgilendirilmeyip kulaktan duyma veya özellikle RİA uygulamasının daha çok anlatıldığı bir aile planlaması hizmeti mi aldıkları sorusunu akıllara getirmektedir. Sebep her ne olursa olsun bölgemiz kadınlarının modern bir doğum kontrol yöntemi olan RİA uygulamasına olan yüksek talepleri, aile planlamasının yaygınlaştırılmak istendiği günümüzde, merkezimiz adına sevindiricidir.

Sonuç

Aile Planlamasına Merkezimize başvuran olguların genel özelliklerine bakacak olursak; çoğunluğu 30’lu yaşlarda, düşük eğitim düzeyinde ve 2 çocuk sahibi kadınlar oldukları görülmüştür. Rahim içi aracın %61 oranla kadınlar tarafından en fazla kullanılan doğum kontrol yöntemi olduğu tespit edilmiştir. Halen modern yöntem dışındaki geleneksel yöntemlere başvuran kişi sayısının fazla oluşu, aile planlaması hizmetlerinin duyurulması ve toplumun bilinçlendirilmesi için, eğitim ve iletişim çalışmalarına yaygınlıkla beraber yoğunluk kazandırılması gerekliliğini ortaya koymuştur. Aile Planlaması eğitimi ve bireylerin bilgi düzeyindeki artış, kendilerine en uygun aile planlaması yöntemine başvurmalarını ve bu konuda daha kontrollü hareket etmelerini sağlar. Danışmanlık ve uygulama hizmetleri, üreme çağındaki tüm bireyleri kapsayacak şekilde yaygınlaştırılmalı ve sürekliliği sağlanmalıdır. Böylece istenmeyen gebeliklerin azalması konusunda da önemli yollar kat edileceği unutulmamalıdır. 

 

Kaynaklar

1. Dirican R, Bilgen N. Halk sağlığı. Bursa: Uludağ Üniversitesi Basımevi; 1992:377-90.  

2. Özberk E. Nüfus Politikaları ve Kadın Bedeni Üzerindeki Denetim (tez). Ankara: Ankara Üniversitesi; 2003.

3. Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü (TR). Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması 2013. Ankara: 2014.

4. Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı Ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü (TR). Üreme Sağlığı Ve Aile Planlaması Eğitim Rehberi. Ankara: Damla Yayıncılık; 2005.

5. Sağlık Bakanlığı (TR). Ulusal Aile Planlaması Hizmet Rehberi Cilt 1. İstanbul: Ana Çocuk Sağlığı Ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü Yayınevi; 1996. 304 p.

6. Neyzi O, Ertuğrul T. Pediatri. İstanbul: Nobel Tıp Kitabevi; 2002. 2049 p.

7. Baksu A, Güneş G, Akı G, Tüysüz F, Göker N. Change in contraceptive choices and the effect of education on use of contraception at the family planning clinic of Şişli Etfal Training And Research Hospital, Istanbul, Turkey. Eur J Contracept Reprod Health Care 2005;10(2):98-104.

8. Tokuç B, Eskiocak M, Ekuklu G, Saltık A. Edirne il merkezinde 15-49 yaş evli kadınların aile planlaması yöntemleri konusundaki bilgi düzeyleri ve yöntem kullanım oranları. STED 2005;14(1):8-14.

9. Kurşun Z. Ümraniye Merkez Sağlık Ocağı AP ve ÜS Ünitesine Başvuranların Kontraseptif Kullanımı Ve Fertilite Özellikleri (tez). İstanbul: Marmara Üniversitesi; 2000.

10. Güngör S, Başer İ, Göktolga Ü, Özkömür E, Keskin U. Koitus interruptus (geri çekme) yönteminin etkinliği ve eğitim seviyesinin önemi. Gülhane Tıp Dergisi 2006;48(1):8-10.

 


Download Full Text Add to Favorite