EURASIAN JOURNAL OF

FAMILY MEDICINE

AVRASYA AİLE HEKİMLİĞİ DERGİSİ

Total Visitors : 47,501

 

Archive


Knowledge On Sexuality And Prevalence Of Female Sexual Dysfunction: A Population Study
Kadınlarda Cinsellik Hakkında Bilgi Düzeyi ve Cinsel İşlev Bozukluğu Prevalansı: Bir Saha Çalışması
Serdar Oztora, Nihal Nayir, Ayse Caylan, Hamdi Nezih Dagdeviren

ABSTRACT

Aim: Female sexual dysfunction is an age-related, progressive and multidimensional health problem, which affects 30-50% of the women and has a negative effect on health-related quality of life. In this study, we aimed to determine the level of knowledge and attitudes on sexuality, the prevalence of sexual dysfunction and to investigate their relationship with sociodemographic features and common risk factors.

Methods: 901 women over 20 years of age living in Edirne filled out a questionnaire comprised of 52 items assessing knowledge on sexuality, sociodemographic features and risk factors along with Female Sexual Function Index.

Results: The mean age of participants was 42.77±15.06, 30.9% were university graduates and 74.4% were married. 40.3% reported that they get information from books and magazines and 31.4% consult their spouse in case of a sexual problem. Of the sexually active women (n=601), 41.1% had sexual dysfunction. There was a significant relationship between sexual functioning and age, educational and occupational status, marriage type and the presence of depression.

Conclusions: It is obvious that over 40 women attending to primary care facilities out of 100 suffer sexual dysfunction. As it is higher than most of the chronic diseases, female sexual dysfunction deserves special attention as an important aspect of human functioning. Family physicians should not hesitate to investigate sexual dysfunction in the primary care. We believe that our population-based study will make a contribution on this rather undercover and underestimated health issue.

Keywords: sexual dysfunction, females, risk factors, arranged marriage, depression

ÖZET

Amaç: Kadın cinsel işlev bozukluğu yaş ile ilişkili, ilerleyici ve çok boyutlu bir sağlık sorunudur ve kadınların %30-50’sini etkileyerek sağlıkla ilintili yaşam kalitesi üzerine olumsuz etki yapar. Bu çalışmada cinsellik hakkındaki bilgi düzeyi ve tutumlarını, cinsel işlev bozukluğu prevalansını ve sosyodemografik faktörler ve sık g.rülen risk faktörleri ile ilişkisini saptamayı amaçladık.

Yöntem: Edirne il merkezinde yaşayan 20 yaşın üzerindeki 901 kadın cinsellik hakkında bilgi düzeyi, sosyodemografik faktörleri değerlendiren ve kadın cinsel işlev ölçeğini içeren 52 soruluk bir anket doldurdular.

Sonuçlar: Katılımcıların ortalama yaşı 42,77±15,06 idi ve %30,9 üniversite mezunu iken %74,4 evliydi. Kadınların %40,3’ü bilgileri kitap ve dergilerden alırken, %31,4’ü bir cinsel sorun varlığında eşlerine danışıyorlardı. Cinsel olarak aktif kadınlardan (n=601) %41,1’inde cinsel işlev bozukluğu mevcuttu. Cinsel işlevler ile yaş, eğitim düzeyi, meslek, evlilik tipi ve depresyon varlığı arasında anlamlı ilişki vardı.

Sonuç: Birinci basamak sağlık kuruluşlarına başvuran 100 kadından 40’ından fazlasında cinsel işlev bozukluğu olduğu aşikardır. Kronik hastalıkların çoğundan fazla olması nedeniyle, kadın cinsel işlev bozukluğu insan işlevselliğinin önemli bir parçası olarak özel ilgiyi hak etmektedir. Aile Hekimleri birinci basamakta cinselliği sorgulamakta tereddüt etmemelidirler. Bu saha çalışmamızın böyle gizli kalmış ve ihmal edilen bir sağlık sorununa önemli katkı verebileceğine inanmaktayız.

Anahtar kelimeler: cinsel fonksiyon bozukluğu, kadınlar, risk faktörleri, ayarlanmış evlilik, depresyon


Download Full Text Add to Favorite