EURASIAN JOURNAL OF

FAMILY MEDICINE

AVRASYA AİLE HEKİMLİĞİ DERGİSİ

Total Visitors : 112,563

 

Tıp Alanında Yeni Bir Dönem: Dijital Çağda Doğan Yeni Hastalıklar

A New Era in Medicine: Digital Age Born Novel Diseases

Halil Volkan Tekayak, Ersin Akpınar

 

How to cite / Atıf için: Tekayak HV, Akpınar E. Tıp Alanında Yeni Bir Dönem: Dijital Çağda Doğan Yeni Hastalıklar. Euras J Fam Med 2017;6(3):93-100

 

Review / Derleme


ÖZET

Günümüz insanının geçmiştekilerden sadece basit olarak değişimler yaşamadı, konuşmaları, giyimleri veya tarzları da birlikte değişti. Büyük bir değişim ile sürekliliği de bozulmuş izlenimi vermektedir. Buna bireyselleşme ya da eşsizlik -temelde oluşan ve geriye dönüşü olmayan değişim- diyebileceğimiz bir durumla karşı karşıyayız. Bu bireyselleşme, 21. yüz yılda dijital çağla birlikte gelen dijital teknolojinin yaygınlaşmasıyla eşsiz hâle geldi. İnsanlar yaşamlarını çevreleyen bilgisayarlar, video oyunları, dijital müzikler, video kameraları, cep telefonları ve diğer dijital çağın getirdiği oyuncaklar ve aletler ile sarıldılar. Bütün bunlar beraberlerinde dijital çağ hastalıklarını da getirdi.

Anahtar kelimeler: internet, bilgisayarlar, dijital, teknoloji, bağımlılık

ABSTRACT

Today’s people have not just changed incrementally from those of the past, nor simply changed their slang, clothes, body adornments, or styles, as has happened between generations previously.  A really big discontinuity has taken place. One might even call it a “singularity” -an event which changes things so fundamentally that there is absolutely no going back. This so-called “singularity” is the arrival and rapid dissemination of digital technology in the last decades of the twentieth century. People have spent their entire lives surrounded by and using computers, video games, digital music players, video cams, cell phones, and all the other toys and tools of the digital age which brings their unique associated disease together.

Keywords: internet, computers, digital, technology, addiction


 

Giriş

İnsanoğlunun yeryüzünde var olduğu günden bugüne kadar geçen tüm tarihsel süreçlerin dünyanın genelinin ortak olarak kabul ettiği bir adı vardır. Kendisini bir önceki dönemden ayıran dönemlere adını veren, tarihsel önem içeren olayların başında ateşin bulunması gelir. Karanlık çağlardan aydınlığa çıkışı simgeleyen bu buluşun ardından tarihte her dönem kendini en iyi betimleyen bir ad alarak anılmıştır. Fransız İhtilali ile başlayan ve 20. yüzyıla kadar gelen modern toplumun egemen olduğu yakın geçmişimiz ile günümüzü ayıran değişim ve dönüşümlerin ise yeni bir çağ yarattığı konusunda genel bir düşünce birliği olsa da bu çağın ismi konusunda henüz üzerinde anlaşılmış bir tanım bulunmamaktadır. Postmodern çağ, enformasyon çağı, teknoloji çağı, dijital çağ gibi birçok tanımlama ile betimlenen bu döneme yönelik tüm değerlendirmelerin ana düşüncesi ise neredeyse her gün kendini yenileyerek bir toplumsal dönüşüme neden olabilecek kadar toplumsal farklılık yaratabilecek teknolojik gelişimlerdir (1).

Günümüzde sosyal medyanın da daha aktif olarak kullanılmaya başlanmasıyla, yeni tanımlanan veya daha önceleri internet kullanımıyla tanımlanmış ancak artık daha sık karşılaştığımız bazı hastalıklar bulunmaktadır. Çağımız insanlarının yanlarından ayıramadıkları akıllı cep telefonları ve tablet cihazlar ile dizüstü veya masaüstü bilgisayarların etyolojide ana unsur olduğu hastalıklar sıklıkla görülmeye başlamıştır. Bunlara sosyal medya hastalıkları, internet hastalıkları veya dijital çağ hastalıkları adı verilmektedir (2,3). 

Bağımlılığın tanımına bakıldığında; bir nesneye, kişiye ya da bir varlığa duyulan önlenemez istek olarak, kişinin ruhsal ve bedensel sağlığına ya da sosyal yaşamına zarar verici olmasına rağmen engelleyici bir tutum koyamaması ve önüne geçilemez bir istek oluşması olarak tanımlandığını görüyoruz. Bağımlılık denildiğinde klasik anlamda alkol, esrar, kokain, eroin gibi kimyasal madde kullanımını içeriyor fakat kumar, seks, alışveriş, televizyon izleme, yemek yeme, egzersiz, bilgisayar oyunları oynama gibi kimyasal olmayan davranışsal bağımlılıklar da söz konusu olabiliyor. Sosyal ağ araçlarına bağımlılık hali madde bağımlılığı ile ortak sonuçlar doğurduğundan eş değer kabul edilmeli ve önemsenmelidir (4). 

Tüm dünyada her üç kişiden ikisinin (18-25 yaş grubu: %82), herhangi bir sosyal medya ortamında vakit geçirdiği düşünüldüğünde dijital çağ hastalıklarının kişilik yapı ve bozukluklarıyla da harmanlanan şekilleri de oluşmaya başladı. Birçok insanın sanal ortamda ya da sosyal medyada bir veya daha fazla yaşamları görmeye başladık. Burada da reel yaşamda olduğu gibi semptomlar-hastalıklar-bozukluklar karma bir şekilde hekimlerin önüne gelmektedir ve ilerleyen dönemlerde de gelmeye devam edecektir.

İnternet ve sosyal medya kullanıcı istatistikleri 2017 raporuna göre dünyadaki 7,476 milyar insanın 3,773 milyarı (%50) internete bağlanabilmekte ve 2,789 milyar insan (%37) da sosyal medyayı aktif olarak kullanmaktadır. Mobil cihaz kullanıcı sayısı 4,917 milyar kişi (%66) ve sosyal medyaya mobil cihazlarla erişen kullanıcı sayısı 2,549 milyar kişi (%34) olarak raporlanmıştır. Aynı raporun ülke istatistiklerine göre Türkiye’deki 80,02 milyon nüfusun 48 milyonu (%60) internete bağlı ve bu kullanıcıların tamamı yani 48 milyonu (%60) sosyal medya kullanmaktadır. Mobil cihaz kullanıcısı sayısının 70,91 milyon kişi olduğu ülkemizde; sosyal medyaya mobil cihazlarla erişen kullanıcı sayısı ise 42 milyon (%52) olarak dikkat çekmektedir (5).

Bu yazıda internet ve sosyal medyanın günümüzde yoğun kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan, bireyin ve içinde bulunduğu toplumun sağlığını etkileyen, yeni tanımlanan hastalıklarla ilgili farkındalık oluşturulması ve tanı kriterleri belirlenmesi hedeflenmiştir.

Şu ana kadar tanımlanmış dijital çağ hastalıklarını kendi içerisinde gruplandırdığımızda bu hastalıkların bir kısmının dijital ortamlarda fazla sürede zaman geçirme ile bir kısmının da dürtü kontrol bozukluğu ile kendini gösterdiği görülmektedir. Bugüne kadar tanımlanmış dijital hastalıklar ve bazı hastalıklar için belirlediğimiz tanı kriterleri aşağıda detaylıca tariflenmiştir.

1. Nintendinitis

Videolu atari oyunlarının hayatımıza girmesiyle aşırı oyun oynamaya bağlı spor yaralanması olarak 1990 yılında literatürde tanımlanan Nintendinitis; 35 yaşındaki kadın hastanın çocuklarının oynadığı Nintendo isimli oyunu yılbaşı tatilinde aralıksız 5 saat boyunca tek başına oynaması ve ertesi gün sağ başparmağın ekstansör tendonu bölgesinde şiddetli ağrı nedeniyle doktora başvurması ile isimlendirilmiştir. Alınan ayrıntılı anamnezde Nintendo isimli oyunun sağ başparmağın atari kumandasına üst üste basılarak oynandığı öğrenilmiş ve fizik muayenede eritem veya şişliğe rastlanmamıştır.  Düşük doz Ibuprofen reçete edilerek, birkaç gün videolu atari oyunlardan uzaklaşma tavsiyesi sonrası bulgular gerilemiştir. Bu hastalık o dönemde spor yaralanmaları alt başlığına alınmıştır (6). Nintendinitisli hasta kuşağı büyüyünce WhatsAppitis ile karşımıza yeniden çıkmıştır (7,8).

2. WhatsAppitis (Klavye Hastalığı)

Bilgisayarlarda fare ve klavye kullanımıyla akıllı telefonlardaki mesajlaşma platformlarını kullananlarda sık görülen ve aynı hareketlerin sürekli tekrarlanması sonucu el ve kollardaki sinir, tendon, kas ve diğer yumuşak dokuların zedelenmesiyle oluşan bu hastalık kan akışında bozulma ve ağrıya duyarlılıkla ilgili problemlerle karşımıza çıkmaktadır. İlk başlarda hafif şekilde başlayan bu durum ilerledikçe, parmaklarda karıncalanmalar oluşturmakta, ellerde uyuşukluk ve el hareketlerinde çeşitli kontrol kayıplarına da yol açabilmektedir. Daha önceleri bilgisayar kullanımıyla ilişkilendirilen ve “Fare-Klavye Hastalığı” ismi verilen hastalık akıllı telefonlardaki anlık mesajlaşma programlarının hayatımıza girmesiyle günümüzde dünya genelinde en sık kullanılan anlık mesajlaşma platformunun ismi “WhatsApp” ile ilişkilendirilerek “WhatsAppitis” olarak adlandırılmaktadır (9).

Bu tanımlamayla ilgili ilk vaka, 34 yaşında 27 haftalık gebe kadının sabah uyandığında her iki bileğinde ani başlangıçlı hissettiği ağrının sebebi araştırılırken alınan ayrıntılı anamnezde hastanın önceki günlerde travma veya aşırı egzersiz öyküsü olmadığı, bir önceki gün evinden çıkmayarak kendisine gelen yeni yıl kutlama mesajlarını 6 saat boyunca 130 gram ağırlığındaki cep telefonunu elinden bırakmadan aralıksız cevapladığı bilgisi edinilmiştir. Yapılan fizik muayenede palpasyonla her iki el bileğinde radial stiloid bölgesinde ağrı ve başparmak hareketlerinde kısıtlılık saptanmıştır. Ayırıcı tanıda düşünülen Karpal Tünel Sendromu el bileğinin aşırı fleksiyona getirildiği Phalen ve refleks çekici ile el bileğinin başparmak tarafında refleks alınmaya çalışırken oluşan elektriksel akımla ölçülen Tinel bulgularının negatif çıkması üzerine ekarte edilmiştir. Başparmak avuç içine alınarak parmağa ulnar deviasyon yaptırılmış ve Finkelstein testi pozitif olarak saptanmıştır. Bunun üzerine De Quervain Tenosinoviti ayırıcı tanıda yerini korumuştur. Hastanın gebe olması nedeniyle X-ray işlemi uygulanamamış ve Karpometakarpal Eklem Artrozu (Rizartroz) da ayırıcı tanıda yer almıştır. Kişiye teknolojik aletlerden uzaklaşması tavsiye edilmiş başka deyişle teknoloji diyeti uygulanmış ve NSAİİ grubundan gebe olması nedeniyle 3 gün süreyle 3 x 1 gr Asetominofen seçilerek reçete edilmiş ve bulguların gerilemesi üzerine ayrıcı tanıdaki diğer hastalıklar ekarte edilerek Bilateral Extansör Pollicis Longus Kası Tendiniti yani WhatsAppitis teşhisi konulmuştur (9).

Bir kişiye WhatsAppitis teşhisi koyabilmek için “Bilateral baş parmaklarda ağrı”ya ek olarak aşağıdaki kriterlerden en az 2’sinin bulunması gerekmektedir. 

a. Akıllı cep telefonu veya tablet cihazlar üzerinden WhatsApp veya benzeri bir anlık mesajlaşma platformunu kullanıyor olmak

b. WhatsApp veya benzeri bir anlık mesajlaşma platformunda toplu iletişimin sağlandığı en az 10 adet gruba dahil edilmiş olmak

c. Günde ortalama 1 saat akıllı cep telefonu veya tablet cihazlar ile mesajlaşmak

d. En az 48 saat WhatsApp veya benzeri anlık mesajlaşma platformları kullanılmadığında baş parmaklardaki ağrının kaybolması

Hastalığın tedavisinde genel görüş teknolojiden en az 48 saat uzak durmak (teknoloji diyeti) ve WhatsApp başta olmak üzere anlık mesajlaşma platformlarını kullanmak gerekiyorsa bu uygulamaları masaüstü veya dizüstü bilgisayarlar üzerinden kullanmakla beraber ağrı giderici kontrendikasyon yok ise NSAİİ ilaçlardır.

3. RSI (Repetitive Strain Injury / Tekrarlayıcı Gerilme Yaralanması) 

Tekrarlayıcı gerilme yaralanmaları terimi birçok farklı durumu içerir. Karpal Tünel Sendromu, Kübital Tünel Sendromu, Guyon Kanalı Sendromu, Lateral Epikondilit ve Bilek Tendiniti veya El Tendoniti gibi birçok klinik durum bu tanımlama içerisinde yer alır. Teşhis genellikle iyi bir anamnez ve fizik muayene ile yapılır. Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) ve Ultrasonografi (USG) gibi görüntüleme yöntemlerini tanıda kullanmayı öneren çalışmalar az sayıdadır. Birçok durumda spesifik bir teşhis konulamaz ve semptomatik tedavi ile şikayetler giderilir. Şikayetlerin oluşumunda temel sebep anormal postür ile saatlerce aynı pozisyonda durmaktır. Egzersiz spesifik olmayan tüm bu üst ekstremite bozuklukları için faydalıdır (10,11). Teknolojinin hayatımıza her alanda girmesiyle boş zamanlarımızda ve işyeri ortamlarında ergonomik olmayan koşullarda çalışma veya bilgisayar kullanımı özellikle boyun, omuz, el ve el bileği gibi üst ekstremite organlarında ağrı, karıncalanma, şişlik veya kızarıklıkla kendisini göstermekte ve bu durum çalışma hayatının veya günlük hayatın bir parçası haline geldiğinde de tekrarlayıcı gerilme yaralanmaları kendini göstermektedir.

4. Hikikomori Fenomeni

Japoncada ‘toplumdan elini ayağını çekmek’ anlamına gelen Hikikomori, günümüzde Uzak Doğu bölgesinde gençler arasında oldukça yaygınlaşan ve özellikle teknolojiyi yoğun olarak kullanan tüm gelişmiş ülkelerde tehlike sinyalleri veren bir hastalıktır.  

İlk defa 2000 yılında Japonya’da Tamaki Saiko tarafından tanımlanan bu hastalık, kişilerin birden eve kapanmasına, en yakın çevresi ve ailesiyle bile iletişimi koparmasına neden olmaktadır. Teknolojik gelişmenin beraberinde getirdiği bir hastalık olarak görülen Hikikomori, kişinin bilgisayar ekranıyla sanal alemde iletişim bağımlılığı geliştirip, kendini sosyal çevreye kapatması olarak görülmektedir. Bu bağımlı iletişim patolojisi bir süre sonra öyle bir hale gelmektedir ki, kişi yaşamındaki tüm sorumluluklarını ertelemeye ve aksatmaya hatta temel fizyolojik ihtiyaçlarını bile bilgisayar karşısında karşılamaya başlamaktadır. İlk başlarda büyük bir keyifle geçen sanal alemdeki bu zaman dilimi bir süre sonra depresif bir ruh haline neden olmakta ve bu duygudurum değişiminden dolayı hastalığa “modern tip depresyon” ismi de verilmektedir. Sosyal paylaşım sitelerine ve oyun platformlarına bağımlı gençler, bu ortamların var olan problemlerini unutturduğunu, mutsuzluklarını giderdiğini ve bu ortamları keyif aldıkları için kullandıklarını söyleseler de gerçek neden; sosyal uyumsuzluk, başarısızlık ve onaylanmama kaygısı olarak ortaya çıkmaktadır. Hikikomori, büyük oranda 15 yaş üzeri ve işsiz erkeklerde görülmektedir (12).

Hastalığın esas nedeni olarak teknoloji devi ülkelerde yaşayan ve sokağı tehlikeli gören yeni kuşak ebeveynlerin çocuklarına son model dijital cihazları alarak evde büyümesini teşvik etmesi olarak gösterilmektedir.

Kore, Umman ve İspanya’dan gelen Hikikomori tanıları aslında hastalığın Japon kültürüyle pek ilişkili olmadığı tartışmasını da beraberinde getirmiştir (13).

5. Ego Sörfü

Kişinin sürekli olarak başta arama motorları olmak üzere diğer sosyal medya ağlarında kendi adını araması ve hakkında ne gibi bilgilere ulaşabildiği, hakkında neler yazıldığı ve paylaşıldığını takip etmesi durumudur. Hastalık tanısı koyulan kişilerin sayısının hızla artışı günümüzde birçok psikolojik bozukluğun başlangıcı olarak ele alınmaktadır.

6. Blog İfşacılığı

Kontrolsüz olarak tanımadığı kişilerin kişisel blog sayfalarını tarayarak başkaları da görmeli düşüncesi ile online platformlarda  yayınlama merakı olan kişiler için yeni tanımlanmış bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır.

7. Youtube Narsizmi

Kişilerin sürekli olarak kendisini övdüğü ve daha çok kendini iyi tanıtmaktan ibaret olan dünya genelinde en çok kullanılan video paylaşım platformu yani vlog olan Youtube videoları yayınlamasıyla ortaya çıkan, yeni ve hızla yayılan bir hastalıktır. Kişinin yayınlarının beğenilmemesi ve aşırı eleştirilmesinin çok ciddi psikolojik bozuklar ve intiharlara yol açacağı öngörülmektedir.

8. Myspace Taklitçiliği

Sosyal medyanın gelişimsel sürecinde ilk kullanılan sosyal medya platformlarından biri olan Myspace’den ismini alan bu hastalık, kişinin başka bir karakter oluşturması veya başka birini tamamen taklit etmesiyle karakterizdir. Başka biriymiş gibi sosyal medyada var olması, kişinin ileri düzeyde günlük yaşamına bile yansımaktadır. Günümüzde her sosyal medya platformunda sahte profil resmi veya sahte isimlerle hesap açan birçok kişi bu hastalığa sahiptir.

9. Google Stalking

Yapı olarak ego sörfüne benzeyen bu hastalık kişinin kendisi yerine yakın çevresinde bulunan herkesin adını sürekli dünya genelinde en çok kullanılan arama motoru olan Google sitesi üzerinde araması ve haklarında bulduğu bilgileri kontrol ederek kaydetmesi dürtüsüdür.

10. Siberhondrik

Hasta olan veya hasta olduğunu düşünen kişilerin, hekimlere güvenemediği için muayene başvurusu öncesi veya internet bağımlılığı nedeniyle bu problemine de internetten çözüm bulacağı düşüncesi ile hekime gitmeye üşenerek, hastalık belirtilerini internette arayıp hastalığına teşhis koyması ve tedavi yöntemi bulmaya çalışması durumudur. Sık sık internette bunu tekrarlayan bu kişiler çevresindekileri bile aynı yöntemlerle tedavi etme isteği hissederler.  Bu kişilerin yanlış uyguladıkları tedavi yöntemleri çok sayıda olumsuz sonuca yol açmış ve açmaya da devam etmektedir.

11. Photolurking

İnternette saatler boyu başkalarının fotoğraflarını takip etme, yorumlama ve beğenme durumudur. Günümüzde özellikle sık kullanılan sosyal medya platformlarından olan Facebook ve Instagram bu hastalığa yol açabilen uygulamalardır. Bu kişiler tanıdıkları bir arkadaşının hesabındaki fotoğraflara bakarak başladıkları yolculuklarını hiç tanımadıkları kişilerin profillerinde noktalarlar.

12. Wikipedializm

Zamanının büyük çoğunluğunu Wikipedia, internet sözlükleri veya benzeri bilgi paylaşım ağlarında çeşitli bilgileri düzenleme, yeni bilgileri paylaşma ve var olan bilgileri kronolojik düzenlere koyma üzerine obsesif belirtilerle karşımıza çıkan bir dürtü kontrol bozukluğudur.

13. Crackberry

Adını daha çok kurumsal iletişimde kullanılan, e-mail alıp gönderilebilen, internette sörf yapılabilen avuç içi bilgisayar türü BlackBerry telefonlardan alan bu hastalık daha çok üst düzey yöneticilerin sürekli olarak maillerini kontrol etmesi ile yeni tanımlanmış bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Hastalık günümüzde her türlü mobil cihazla oluşmaktadır ve Kişilerin her yerde maillerini ve sosyal medya bildirimlerini kontrol etmesi durumudur. Öyle ki bu kişiler tuvalette, banyoda, cenazede, toplantıda, yemekte, derste bile telefonlarını kontrol etmekten kendilerini alamazlar.

14. Cheesepodding

İnternette geçirdiği zamanın çoğunu müzik indirip bunları taşınabilir kayıt cihazlarına depolamak ve arşivlemekle geçiren kişiler için yeni tanımlanmış bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır. Çoğu kişiye göre bu durum bir hastalık değil koleksiyonculuktur.

15. Enfornografi

Bilgi açlığını internette sürekli araştırma yapıp, okuyarak dindirmeye çalışan kişiler için yeni tanımlanmış bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır.

16. Fomo Hastalığı

Yeni tanımlanan bir sosyal medya bağımlılığı hastalığı olan Fomo Hastalığı; başka bir işle ilgilenirken sosyal medya üzerinden arkadaşlık kurulan kişilerin neler yaptıklarından haberdar olma isteğine karşı koyamayıp sürekli bu kişileri takip etme isteği ile karakterizedir. Bu hastalar sosyal medyaya erişemedikleri zamanlarda sanal alemdeki gelişmeleri kaçıracakları korkusuyla endişeli ve gergin olurlar. Hastalık İngilizce’de “Fear of Missing Out” söz grubundaki kelimelerin ilk harflerinin birleşiminden ismini almakta ve Türkçe’ye “Gelişmeleri Kaçırma Korkusu” olarak çevrilmektedir. Başka bir işle ilgilenirken sosyal medya hesaplarında paylaşılan iletileri görememe korkusu olarak karşımıza çıkan Fomo Hastalığı; işini bitirir bitirmez bir önce gördüğü paylaşıma kadar geriye doğru giderek önceki paylaşımı gördüğü an kişide oluşan anksiyetinin sona ererek rahatlama durumuyla yeni tanımlanmış bir hastalık olarak karşımıza çıkmaktadır (14).

Amerikan Psikiyatri Birliği’nin sosyal medya kullanan 11-55 yaş arası 1200 kişide yaptığı araştırma sonuçlarına göre çalışmaya katılanların %40’ının bir şeyleri kaçırdığı düşüncesiyle sürekli sosyal medya ile temas halinde olduğu ve bu teması sosyal medya platformlarında yeni ileti gönderme, iletilere yorum yapma, konumunu bildirme, fotoğraf veya video paylaşma şeklinde sağladığı belirlenmiştir. Fomo hastaları genel olarak paylaşımlarının başka kişilerce beğenilmesini isteyen, sosyal medyadaki diğer kişilerin de neler yaptığı, nereye gittiği, ne yiyip içtiği, kiminle görüştüğü gibi detaylarla ilgili merak duygusu fazla olan kişilerdir (15,16).

Fomo hastaları yeni gelişmeleri herkesten daha sonra öğrenme korkusu taşırlar. Örneğin birden fazla kişiye gönderilen bir e postayı en son okuyan ve detayları en son öğrenen kişi olmaktan, sosyal medyadaki bir iletiye en son yorum yapmaktan korkmaları nedeniyle akıllı telefon, tablet cihazlar,  dizüstü veya masaüstü bilgisayarlarını farkında olmadan her fırsatta sürekli kontrol ederler ve bu cihazlardan en az birini sürekli yanlarında taşırlar (17).

Fomo Hastalığı bireyin sahip olamadığı veya yapmak isteyip de yapamadığı şeyleri sosyal medya üzerinden arkadaşlık kurduğu kişilerin gerçekleştirmesi sonrası ortaya çıkan anksiyete ile karakterize bir korkudur ve beraberinde kişilerde Nomofobi ile Jomo Hastalığı’na da sebep olmaktadır.

Bir kişiye Fomo Hastası diyebilmek için aşağıdaki kriterlerden en az 3’ünün bulunması gerekmektedir.

a. Sosyal medya platformlarına erişim sağlanmadığında oluşan gerginlik/ansiyete hissi,

b. Sosyal medya platformlarındaki paylaşımlarının kimlerle hangi oranda etkileşime girdiğinin sürekli takibi,

c. Sosyal medya platformlarına erişim sağladığı an erişemediği dönem içerisinde olan tüm paylaşımları geriye doğru giderek öğrenme çabası,

d. Sosyal medya platformlarına erişim sağladığı an yaptığı geriye doğru tarama sonrası daha önceden gördüğü iletiyi görünce gerginlik hissinin azalması,

e. Nomofobik olma

17. Nomofobi

İngilizce “No Mobile Phone Phobia” kelimelerinin kısaltılmasıyla adlandırılan ve dilimize “Telefonsuzluk Fobisi” olarak çevirebileceğimiz bu hastalık; özellikle Z kuşağı olarak adlandırılan ve akıllı cep telefonlarını okuma yazma dahi bilmeden kullanmaya başlayan yeni nesli yakından ilgilendiren dijital çağın yeni tanımlanmış hastalıklarındandır. Hastalığa sebep olan esas neden aşırı telefon kullanımının oluşturduğu bağımlılıktır. 

Telefonu yanındayken bile unutmuş olabileceği düşüncesiyle sürekli elini cebine veya çantasına atarak varlığını kontrol etme, telefonun yokluğunun veya unutulmasının kişide beklenmeyen fiziksel ve psikolojik tepkilere neden olması, şebeke sinyali olmadığında ya da şarj bittiğinde aşırı öfkelenme, kısa süreliğine dahi olsa telefonunu kapatamama, telefonsuz kendisini eksik hissetme ve telefondan ayrı kaldığında hayattan kopmuş hissine kapılma, interneti olmayan ortamları tercih etmeme gibi durumlar hastalığın temel bulguları arasındadır (18).

Bir kişiye Nomofobik diyebilmek için aşağıdaki kriterlerden en az 3’ünün bulunması gerekmektedir.

a. Günde en az 5 kez telefonunu kontrol etmek amacıyla elini cebine atma veya çantasında telefonuna bakınma

b. Telefon bataryası gün içinde azaldıkça gerginleşme, taşınabilir yedek batarya veya şarj cihazı ile dolaşma

c. Telefonunu uçak seyahatleri dışında kapatmama

d. Ev veya ofis dışında gideceği yerlere önceden wifi olup olmadığını sorma

e. Beklenmeyen bir anda telefonu hasarlandığında depresif ruh haline bürünme

Dünya genelinde sosyal medya platformlarını kullananların çoğu akıllı cep telefonları üzerinden erişim sağladığından Fomo hastalarının aynı zamanda Nomofobisi vardır.

18. Jomo Hastalığı 

İngilizce “Joy of Missing Out” kelimelerinin kısaltılmasıyla adlandırılan hastalık Türkçe’ye “Eğlenceden Eksik Kalma Korkusu” olarak çevrilebilir. Jomo Hastalığı; Fomo Hastalığı ile bağlantılı olup aslında Fomo Hastalığı ile başlayan bir sürecin sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Örneğin sosyal medya üzerinden duyurulan bir etkinliğe kişinin gitmek istemesi ve bu etkinlik tarihine kadar sosyal medya üzerinden paylaşımları takip etmesi Fomo Hastalığı (etkinlikle ilgili paylaşımları kaçırma korkusu); kişinin herhangi bir sebeple etkinliğe katılamama durumunda etkinlik sırasında ve sonrasında etkinliğe katılan diğer kişilerin sosyal medyada paylaşımlarını takip ederek depresif duyguduruma bürünmesi ise Jomo Hastalığı (etkinlikteki eğlenceli ortamı kaçırdığına üzülmesi) olarak tanımlanabilir.

19. Fobo Hastalığı

İngilizce “Fear of Being Offline” kelimelerinin kısaltılmasıyla isimlendirilen ve dilimize “Çevrimdışı Olmaktan Korkma” olarak çevrilen hastalık Fomo Hastalığı, Nomofobi ve Jomo Hastalığı ile bağlantılıdır. Bu kişiler özellikle yurtdışı seyahatlerinde ya mevcut telefon hatlarını internet erişimine açık tutarlar ya da kablosuz internet olmayan yerlerde dolaşmak istemezler (19).

20. Selfitis

Amerikan Psikiyatri Akademisi’nce ruhsal bir hastalık olarak kabul edilen Selfitis; kişinin kendi fotoğrafını çok fazla sayıda selfie tip (özçekim) yapması ve sosyal medyada bunları yayınlaması ile karakterize obsesif kompulsif bozukluktur. Bu durum temel olarak kişinin toplumda hissettiği kabul edilirliğini derecesini arttırmak ve diğer kişilerle daha iyi iletişim kurma çabasından ortaya çıkmaktadır.

Selfitis mahremiyet problemlerinin oluşması, kişide bağımlılığa neden olması, bireylerarası ilişkilere zarar vermesi, kişilerin görünümlerine aşırı önem verme çabalarını doğurması nedeniyle hastalık olarak kabul edilmektedir.

Selfitis 3 ayrı şekilde tanımlanmaktadır:

• Borderline Selfitis: Günde en az üç kez selfie fotoğraf çekmek, sosyal medyada yayınlamamak.

• Akut Selfitis: Günde en az üç kez selfie fotoğraf çekmek, sosyal medyada çektiği selfieleri yayınlamak.

• Kronik Selfitis: Kontrol edilemeyen bir dürtü şeklinde selfie fotoğraf çekmek ve sosyal medyada çektiği selfieleri günde en az 6 kez yayınlamak.

Selfitis tedavisinde bilişsel davranışçı terapi, hastanın kompulsif davranışının nedenlerini tanımasına ve onu nasıl modüle edebileceğini öğrenmesine yardımcı olmak için kullanılabilir (20).

Selfie çekme dürtüsü ile icat edilen selfie çubukları nedeniyle selfie çeken kişiler toplu alanlarda başkalarının kişisel alanlarının ihlal etmeye ve ortak kültür mirası nesnelere zarar vermeye başlamaya başlamışlardır. Bu nedenle ülkemizdeki bazı müzelerin de listede olduğu oldukça kalabalık bir listeyi oluşturan bazı müze ve ören yerlerinde kişilerin selfie çekmesi veya selfie çubuğu kullanması yasaklanmıştır. 

Kısa bir süre önce Time dergisi tarafından Filipinler'deki bir şehir olan Makati, dünya üzerinde en çok selfie çekilen şehir seçilerek "dünyanın selfie başkenti" olarak seçilmiştir. Time dergisi Instagram üzerinden #selfie hashtagı altında 400.000 fotoğrafta yaptığı incelemede 1032 selfie fotoğrafın Makati’de çekilerek sosyal medyadaki en ünlü platformlardan olan Instagram’a #selfie hashtagıyla eklendiğini tespit etmiş ve bu şehre bu ünvan verilmiştir. Makati’yi New York, Miami, Anaheim, Santa Ana takip etmiştir (21).

Yukarıda 20 alt başlıkta verilen dijital çağdan doğan yeni hastalıkların hepsinin tedavisinde temel alınması gereken durumlar aşağıda listelenmiştir.

• Kişinin kendisinin internetten veya cep telefonundan uzak kalıp kalamadığının tespiti

• Kişinin internet ve cep telefonunu günlük kullanım defterinin oluşturulması

• Kişinin bilgisayarının yerinin diğer insanların olduğu toplu bir alana nakledilmesi

• Kişinin internete diğer insanlarla birlikte bağlanmasının sağlanması

• İnternete bağlanma zamanının değiştirilmesi

• Arkadaşlarından ve yakınlarından internet bağımlılığı veya aşırı cep telefonu kullanımı ile ilgili probleminin olduğunun saklanmaması

• Kişinin sportif faaliyetlere katılımının teşvik edilmesi

İnternet tatili denilen belli aralıklarda hiç internete girmeme gibi araların verilmesi ve bu araların cep telefonundan da internete erişimin olmayışını içermesi

Sonuç

Bağımlılık denilince herkesin tüyleri ürperir, en kötü sahneler gözümüzün önünde beliriverir. Kendimize göre bağımlılıkları derecelendirir ve en kötüsüne karar veririz. Bağımlılık olarak toplumun çoğu ilk önce uyuşturucu maddeleri daha sonra alkol, sigara, kumar gibi bağımlılıkları düşünür. Çağımızın yeni ve büyük bir kitlede görülen bağımlılığını ne yazık ki pek ciddiye almıyoruz. 

Sürekli yeni bireylere erişen dijital ortamların ilerleyen yıllarda tüm dünya nüfusunu etkisi altına alacağı öngörülürse başta hekimler olmak üzere tüm sağlık çalışanlarının yukarıda ayrıntılı olarak tanımlanan tüm bu dijital çağın yeni hastalıklarıyla ilgili bilgi sahibi olması, tanımlanmış tanı kriterleri ve tedavi protokolleriyle ilgili donanımlarını arttırmaları, konuyla ilgili farkındalık sahibi olmaları kaçınılmazdır. Çünkü polikliniklerimizde bundan böyle dijital çağın yeni hastalıkları nedeniyle başvuru sayılarında artışlar gözlenecektir.

 

Kaynaklar

1. Kaplan K, Ertürk E. Dijital çağ ve bireyin ideolojik algıları. The Turkish Online Journal of Design, Art and Communication 2012;2(4):7-12

2. Tekayak HV, Akpınar E, Kırdök O. Sağlık profesyonelleri sosyal medyayı nasıl kullanıyor? 10. Aile Hekimliği Güz Okulu Kongre Kitabı, Antalya, Türkiye. 2016:56.

3. Tekayak HV, Akpinar E, Kirdok O [internet]. Developing AK-TEK social media usage scale in medicine and health care: a focus group interview [cited 2017 Dec 10]. Available from: http://www.euripaforum2016.eu/abstract/euripa2016/

4. Carbonell X, Panova T. A critical consideration of social networking sites’ addiction potential. Addiction Research & Theory 2017;25(1):48-57.

5. We Are Social [Internet]. Digital in 2017: global overview [cited 2017 Dec 10]. Available from: https://wearesocial.com/special-reports/digital-in-2017-global-overview

6. Brasington R. Nintendinitis. N Engl J Med 1990;322(20):1473-4.

7. Bonis J. Acute wiiitis. N Engl J Med 2007;356(23):2431-2.

8. Eley KA. A wii fracture. N Engl J Med 2010;362(5):473-4.

9. Fernandez-Guerrero IM. WhatsAppitis. The Lancet 2014;383(9922):1040.

10. Tulder V, Malmivaara A, Koes B. Repetitive strain injury. The Lancet 2007;369(9575):1815-22.

11. Helliwell PS, Taylor WJ. Repetitive strain injury. Postgraduate Medical Journal 2004;80(946):438-44.

12. Kato TA, Shinfuku N, Sartorius N, Kanba S. Are Japan's hikikomori and depression in young people spreading abroad? The Lancet 2011;378(9796):1070.

13. Furlong A. The Japanese hikikomori phenomenon: acute social withdrawal among young people. The Sociological Review 2008;56(2):309-25.

14. Tekayak HV, Akpınar E, Kırdök O. Fear of missing out: the big problem with social media in medicine. WONCA East Mediterranean Family Medicine Congress Abstract Book, Abu Dhabi, United Arab Emirates. 2017:31.

15. Dossey L. Fomo, digital dementia and our dangerous experiment. Explore 2014;10(2):69-73.

16. Chaudhry L [Internet]. Can you please put your phone away? Examining how the fomo phenomenon and mobile phone addiction affect human relationships [cited 2017 Dec 1]. Available from: https://scholarscompass.vcu.edu/cgi/viewcontent.cgi?referer=https://www.google.com.tr/&httpsredir=1&article=1146&context=uresposters

17. Rosen L, Samuel A [internet]. Conquering digital distraction [cited 2017 Dec 3]. Available from: https://hbr.org/2015/06/conquering-digital-distraction

18. Tekayak HV, Akpınar E. Özgürlüğe karşı bağımlılık: sosyal medya ve sağlık. 16.Uluslararası Doğu Akdeniz Aile Hekimliği Kongresi Kongre Kitabı, Adana, Türkiye. 2017:41.

19. Canli ZG, Hayran C, Sarial G. Customer-based brand equity in a technologically fast-paced. Academy of Marketing Science 2016;6:23-32. doi: 10.1007/s13162-016-0079-y

20. Donitta A. Selfitis: a mental disorder. International Journal of Science and Research 2015;6(4):985-6.

31. Time Magazine [Internet]. The selfiest cities in the world: TIME’s definitive ranking [cited 2017 Dec 5]. Available from: http://time.com/selfies-cities-world-rankings

 


Download Full Text Add to Favorites